17 Mart 2017 Cuma

Minicik Bedenine Nasıl Sığdı O Yürek - 4 (Bebek)

Bebekliğinden vurmaya başladı dünya, kader seni feleğin çemberinden o zamanlarda geçirmeye başladı. Gözyaşların, çığırmaların sel olup akarken baban koridorda duvarları yumrukladı. Ne güçlü bebektin sen, öyle ki yedi koca adam seni zapt edemedi bir türlü, o zamanlardan belliydi dimdik duracağın, o zamandan belliydi güçlü olacağın…

Kaç ameliyat geçti o ufacık bedenin üstünden, kaç iğne saplandı vücuduna, söylesene güzel bebek kaç iğneyle delik deşik ettiler kafatasını damar ararken doktorlar, nasıl kan revan içinde kaldı o incecik saçların, nasıl çıldırdı baban seni o halde görünce…

Ah be güzel gözlü bebek, ah be güzel gülüşlü çocuk, kaç kez öldü diye koştular hastaneye? Kaç havale atlattı o ufacık bedenin, kaç kez ölü gibi kaldın annenin, babanın kucağında…

O ufacık bedenine nasıl sığdı o yürek?

Minicik kollarına iğneler saplandı, kablolar bağladılar vücuduna, kaç gün yattın hastanede? Doktorlar nasıl da vicdansız konuştular hakkında, nasıl da haince yorum yaptılar oysaki çok şükür yanıldılar. Çok şükür ki iyi doktorlar da çıktı karşına, korudular seni kötü doktorlardan öyle ki ne nazik davrandılar sana, ne de güzel üzerine titrediler…


Çok zor büyüdün be çocuk çok zor
Yüreğine değdi en büyük nazar
O yüzdendir ki en çok kalbin kırıldı
Bunca şeye ne güzel göğüs gerdin
Ne de güzel direndin be çocuk
Hangi akıl, hangi mantık alır ki,
Minicik bedenine nasıl sığdı o yürek?
Devamını Oku »

13 Mart 2017 Pazartesi

Elveda İzmir

Elveda İzmir,
İşte gidiyorum,
Seni terk ediyorum

Çocukluğumdan kaçıyorum
Senin bir suçun yok

Hiçbir şey almadan senden gidiyorum
Daha güneş doğmadan,
Kimseler uyanmadan
Elimde telefon ve kulaklığımda çalan şarkıyla

Hiç kimse anlamadı beni tıpkı senin gibi
Tıpkı üç yaşındaki bebek gibi anlamadılar
Sustuğumu bile fark etmedi hiç kimse
Gidiyorum işte sessiz ve sakince
Elveda güzel şehrim İzmir'im...

Gidiyorum artık duyuyor musun?
Aslında hiç fark etmiyorsun...

Desene İzmir,
Nereye gidiyorsun,
Gidecek bir yerin mi var sanki

Vursana bu gerçeği de yüzüme
En büyük acılarıma şahitsin
Belki değilsin benim kuruntum

Desene İzmir,
Sen bensiz yapamazsın diye,

Üç gün ayrı kalsan,
Burnunda tütüyor kokum
Desene sen değil miydin

*"Kaçıncı gidişim oldu
Hep sana dönüyorum" diyen...


* "Kaçıncı gidişim oldu hep sana dönüyorum" Ados - Numara 42 isimli parçadan alınmıştır...
Devamını Oku »

8 Mart 2017 Çarşamba

8 Mart Dünya Kadınlar Günü


Tüm çiçekleri toplayalım bahçelerden, kopartalım dallarından, gökyüzünü sökelim de yollarına serelim, bulutlardan yastık, çimlerden yatak, yıldızlardan tokalar yapalım. Her kadın anne adayıdır, her annenin ayaklarının altındadır cennet…

Aslında bakılırsa birçok kadının ayaklarının altındadır cennet, haklarını ödemeye hiç kimsenin gücü yetmez. Babalar bugün alınganlık yapmasın bugün kadınlar günü keşke her gün kadınlar günü olsaydı belki o zaman eli titrerdi insan kılığına girmiş cisimlerin elleri ve belki de vicdanları patlardı kulaklarının zarını…

Tüm annelerin ellerinden öpesim öyle ki tüm annelerden helallik alasım var. Bilhassa Şehit Annelerinin ayaklarına kapanasım gelir, öpesim ellerinden, silsem her birinin gözyaşlarını “Annem” diye seslenebilsem…

Keşke elimden gelse durdursam şu şiddeti, rencideyi, cinsel istismarı, cinayetleri…

Hayat arkadaşı, can yoldaşı ne güzel kavramlardır. Yoruldum kelimesi düşse de o narin dudaklarından yine de durmazlar. Bir çırpıda hazırdır yemek, ütülüdür, tertemiz ve mis kokuludur elbiselerin. Hastalandığında anne gibi bekler başında, seni iyi edene kadar bir an olsun ayrılmaz yanı başından. Dara düştüğünde haberinin olmadığı yastık altı paralarını çıkarır da tutuşturur eline, öyle fedakardır ki kadınlar kolundaki bileziğini, küpesini, kolyesini hatta yüzüğünü bile satman için avuç içlerine bırakır. Derdini bilir, sıkıntını üzüntünü, neyi sevdiğini neyi sevmediğini senden daha bilir…

Bunca fedakarlığın yanında istedikleri şeyler pek azdır. Öyle pahalı, uçuk, kaçık şeyler de beklemez sizlerden. Kadınları mutlu etmek ne kadar kolaysa, onları kırmakta ne yazık ki çok kolaydır. Siz ki kıran tarafta olmayın hatta kimse hiç kimseyi kıran tarafta olmasın. Dünya bu kadar kötüyken, acı, kan, gözyaşı herkese sıçramışken insanları mutlu etmekten çekinmeyin…

Kadınları mutlu etmek çok basittir. Mesela sevdiği bir şarkı da evin içinde onu dansa kaldırabilirsiniz, gözlerinin içine bakıp o çok zorlandığınız ancak söylemenin de duymanın da çok güzel olduğu cümleyi kurabilirsiniz “Seni Seviyorum.” Demode gibi gelse de birçok kadını bir adet kırmızı gül de mutlu eder. Bir sigara az için, bir bira az için ya da başka bir yerden kısıp buna çok cüzi bir miktar ayırıp alın efendim. Mesela isminin baş harflerinden akrostiş şiir yazın diyelim ki yazamadınız. İnternet'ten güzel sözler arayıp baş harflerine göre uyarlayın hatta bunun bir değişik şekli de kağıtlara en güzel cümleleri, sözleri yazıp ufak bir kutu içinde verin. Öyle süslemenize bile gerek yok bir fanus, bir kap içine de koyabilirsiniz. Onlar için önemli olan düşünmüş ve emek vermiş olmanızdır. Öyle çocuk ruhlu kadınlar vardır ki balon, kağıt helva, pamuk şeker ya da elma şekeri ile de mutlu oluyorlar. Hiçbir şey yapamıyorsanız el ele tutuşup alabildiğine parklarda, bahçelerde gezin. Kadınların birçoğu maddiyata önem vermez ancak mal canın yongasıdır bunu da unutmayın. Maddiyat kokan hediyeler konusuna hiç girmiyorum bunun için binlerce seçenek var. Finansal durumu iyi olanlar zaten bu konularda uçuk şeyler yapıyorlar. Bir tebessüm, bir seni seviyorum en büyük mutluluk efendim. Kimi kadınlar da kitapla mutlu olurlar, bir kitap alın mesela şiir kitabı alın elinize kalemi sevdiğiniz şeyleri daire içine alın, altını çizin bu bile yetecektir…



Tüm annelerin ellerinden, küçüklerimi gözlerinden , yaşıtlarımı da yanaklarından öperim dünya kadınlar gününüz kutlu olsun…

Yıllardır süre gelen kadın erkek muhabbetine hiç girmiyorum. Bunu artık kabul etmek lazım kadın bizlerden daha iyiler…

Kara bulutlar hiç dolaşmasın üzerinizde, kötü sözler işitmesin kulaklarınız, kötü olaylarla karşı karşıya kalmamanız dileğiyle…

Her şey gönlünüzce olsun…

Tüm iyi dilekleriniz, hayalleriniz gerçek olsun…

Dünya Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun…

Kadınlardan Erkeklere Mesaj Var!
Video Linki: "Kadınlardan Erkeklere Bir Mesaj Var!" - Onedio

Dipnot: Kadınlar Günü Nasıl Ortaya Çıkmıştır?

8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 120 kadın işçi can verdi.İşçilerin cenaze törenine 10.000'i aşkın kişi katıldı.

26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın "Internationaler Frauentag" (International Women's Day - Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oy birliğiyle kabul edildi.

İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı fakat her zaman ilkbaharda anılıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921'de Moskova'da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda (3. Enternasyonal Partiler Toplantısı) gerçekleşti. Adı da "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak belirlendi. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960'lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleşen çeşitli gösterilerde anılmaya başlanmasıyla Batı Bloku ülkelerinde daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılmasını kabul etti.

Bununla birlikte Birleşmiş Milletler'in resmi internet sayfasında, günün tarihine ilişkin bölümde kutlamanın New York'ta ölen kadın işçilerin anısına yapıldığı yazılmamıştır. Türkiye'de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlandı 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın, ve yığınsal olarak kutlandı, kapalı mekanlardan sokaklara taşındı.

"Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı" programından Türkiye'nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında "Türkiye 1975 Kadın Yılı" kongresi yapıldı. 12 Eylül Darbesi'nden sonra cunta yönetimi tarafından dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmasına izin verilmedi. 1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" kutlanmaya devam edilmektedir.



Devamını Oku »

4 Mart 2017 Cumartesi

Bir Güzel Kadın Jale Demirdöğen

Kitap okumanın zevkinden kendinizi mahrum bırakmayın. Bir kitap ki sizi gülümsetebilir, sevindirebilir bir kitap ki sizi öyle içten öyle samimi bir şekilde ağlatabilir. Bir kitap ki sizi bambaşka dünyalara götürebilir, sizi yeni insanlarla hatta öyle samimi, öyle içten, öyle güzel insanlarla tanıştırabilir. Her kitap yazan güzel insandır demiyorum efendim, her kitap güzeldir diye bir iddiam da yok ancak kitap okumanın heyecanı ve zevki bambaşka bu hazzı yaşamadan ölmeyin...

Jale abla ile Leyl: Aşkın Karanlık Yüzü kitabıyla tanıştım hatta asıl tanışmamıza vesile olan kitap "Mutsuz Çocukların tanrısı isimli kitabı olmuştu. İlk önce dediğim gibi Leyl Aşkın karanlık yüzü isimli kitabını almıştım, bir süre sonra da mutsuz çocukların tanrısı isimli kitabını aldım ancak ilk başta iki kitabın da Jale ablaya ait olduğunu fark etmemiştim. Bunun bir tesadüften daha fazlası olduğunu düşündüm ve dediğim gibi tesadüf değildi çünkü kitapta Tayfun isminde bir karakter vardı. Bunu fark ettiğimde çok ayrı bir heyecan ve haz duydum. Hatta kitabın sonuna not yazmıştım;


Tayfun burada da kaybetmişti,
Tıpkı okuyan gibi
Tıpkı başka bir Tayfun
Başka bir karakteri okuyan
Gerçek Tayfun gibi
Şimdi bir soru
Hangisi, hangisine benziyordu
Sahi ne önemi vardı ki
Tayfun'lar kaybederdi...

17.09.2015 02.46

Bu notu yazdığım an bunu Jale ablaya da göstermeliyim dedim kendi kendime ve ilk kitap fuarında aradım, taradım ve ona ulaştım. Elimdeki kitabın ilk basım olduğunu görünce ayrı bir keyifle kitabı imzaladı ancak imzadan önce en arkadaki yazıyı okuttum, bu ufak yazı onun da hoşuna gitmişti ve imzasını atarken bu yazıya atıfta bulunmuştu;

Sevgili Tayfun,
Belkide kaybetmez Tayfun'lar ve diğerleri de;
Aşkın katili değil de şairi olurlarsa;
Ne dersin?
Sevgilerle

Jale Demirdöğen

Fotoğraf isteğimi de geri çevirmedi ve beraber bir fotoğraf çekildik...


Bu pamuk yürekli, güzel insan öyle içten, öyle samimi kadındı ki kitap gibi dedikleri türde her sayfasında yeni bir dünya ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Bir süre sonra sosyal medyadan da takip etmeye başladım. Dedim ya her sayfada ayrı bir dünya diye işte tam karşılığı olarak sosyal medyadaki paylaşımları da ayrı bir güzel. Hele ki her akşam paylaşmış olduğu plakların tarifini yapamam ama siz de onu takip edip bu hazzı yaşayabilirsiniz...

Kendini yükseklerde gören birisi değil ancak biz okurlarının en azından benim gözümde yüksekten daha yüksek bir yerde çünkü böyle güzel insanların sayısı azaldı efendim. Güzel insanlara ve bu güzel insanların ortaya çıkarmış oldukları işleri takip etmeyi ihmal etmeyin bir zahmet...

Daha sonralarında bazı konularda yardımcı olmayı da ihmal etmedi. Önümüzdeki kitap fuarını iple çekiyorum, bu güzel kadın ile bir kare fotoğraf daha çekilmek ve birkaç cümle de olsa sohbet edebilmek için, inanın okuduğunuz kitaptan daha fazla yazarını seviyorsunuz. Bu kimilerine göre değişebilir, ne de olsa öznel bir cümle beni kanıksamayın efendim...

Çok az şey bilip çok şey bilmek gibi bir durum bu, yüreği ayrı güzel, kendisi ayrı, kalemi hele ki kitapları ve plakları ayrı güzel. Onun kadar iyi bir yazar olmak da hedeflerim arasında umarım bir gün o da benim kitaplarımı okuma fırsatı bulur, bunu tüm kalbimle diliyorum...

Siz siz olun kitapları İhmal etmeyin hele ki yazarlarını hiç ihmal etmeyin...

Bir Güzel Kadın Jale Demirdöğen
İyi ki varsın
Yüreğine sağlık
Öpüyorum kalem tutan ellerinden
Önünde saygıyla ve sevgiyle eğiliyorum
Ne yüreğin,
Ne de kalemin kırılmasın hiçbir zaman
Rabbim yar ve yardımcın olsun
Sevgiyle,
Saygıyla,
Ve edebiyatla kalın
Hoşça kalın...
Devamını Oku »

1 Mart 2017 Çarşamba

Bir Melek Uçtu Gitti Dünyadan (Ceylan Timuroğlu)


Geceyi kalbinden vurdular, yıldızlar utanmasaydı hepsi terk ederdi gökyüzünü, gücü yetse dolunayın kaçardı dünyanın yörüngesinden öyle puslu bir hava öyle kanlı bir geceye şahit oldu karanlık. Şehir suskunluğuna gömüldü, kırılası var tüm kaldırım taşlarının, bir silah sesi düştü bomba gibi gecenin kucağına, bir mermi delip geçti sanki karanlığı ve saplandı bir meleğe...

Güneş utandı doğarken, bulutlar kan kırmızı, yağmur yağacak olsaydı eğer kan kırmızı düşerdi her damla, gücü yetseydi Güneş'in ısıtmazdı bugün kimseyi, hiçbir gezegeni öyle ki yakardı elbet kendini bile...

Bir kurşun çıktı silahın namlusundan, bir kurşun ki öyle hain, öyle nefretle çıktı yoluna ve eminim ki gücü yetseydi eğer tetiğe basana dönüp saplanırdı...

Bir melek uçtu, gitti dünyadan o artık hak ettiği yerde cennete, öyle ki eminim melekler karşılamıştır, eminim ki cennetin en güzel mekanları onun olmuştur...

Bir meleği cennete gönderdi tek aşkım dediği abisi, bu acının tarifi yok...

Bitmedi, bitmeyecek gibi bu suç, bu vahşet, dur demeyecek gibi hiç kimse, hiç ölmeyecek gibi katlediyorlar insanları insan kılığına girmiş yaratıklar...

Mekanın cennet olsun... Ceylan Timuroğlu...
Bir melek uçtu,
Gitti dünyadan,
O artık hak ettiği yerde
Cennette...

Tayfun Yavuz
Devamını Oku »