8 Eylül 2017 Cuma

9 Eylül İzmir'in Kurtuluşu - İzmir Marşı (Haluk Levent)

Devamını Oku »

5 Eylül 2017 Salı

AraKAN Ağlıyor

Ebabil kuşları gökyüzünü delip de taşlar yağdırsa kardeşlerimin düşmanlarına, insana zulüm eden dinsiz, imansızların başlarına…

Ağlayan çocukların gözyaşlarında boğulacak bunu yapanlar da, göz yumanlar da…

Dünya liderleri ise sessiz kalmakta, sesi çıkmayan herkesin boynunun borcudur orada dökülen her masumun kanı…




Zulümden kaçmaya çalışırken masum insanlar, cansız bir çocuk bedeni vurdu kıyıya, o gün orada ikinci kez insanlık vurdu kıyıya. Kara bulutları dağıtın gökyüzünden artık göz yummayın bu katliama. Çekin kirli ellerinizi savunmasız insanların üzerinden, her kılıç darbesi, her yara, akan her damla kan, yakılan ateşler, sıkılan her kurşun yine, yeni, yeniden öldürüyor insanlığı…

Kanlı bir oyuncak ile annesinin, babasının başında çocuklar, yavrusunun cansız bedeni kucağında bir anneyle, babanın…

Çocuklar kurşunlarla saklambaç oynuyorlar, bu oynadıkları en acı oyun. Taş kalpli insan kılığına girmiş mahlukatların namlusundan çıkan her kurşun sobeliyor çocukları, diri diri yanan insanların çığlıkları patlatır kulak zarlarını, bu feryatları duymamak elden değil. Elinden bir şeyler gelebilecek olanların ellerini bağlayıp bu vahşeti izlemesi akıl alır iş değil…

Ey Allah’ım, ey yüce rabbim sen merhamet et aciz kullarına…

Myanmar’da cansız bedenler vurdu kıyıya,

O gün orada ikinci kez vurdu insanlık kıyıya…

01.00 05.09.2017


Tayfun Yavuz
Devamını Oku »

18 Ağustos 2017 Cuma

Galata Kantosu - Ece Ayhan ve Saian - Mübeccel


Galata Kantosu

Benim hiç Çin’de bir ablam olmadı
Hiç çiçekçi dükkânım İvan Milinski
Üç Galata gecesi Ceneviz kerhânesinde
Boyalı kunduralarıma büyük erkekliğime baktı kaldı
Dişleri kâmilen altın dövülmüş bir kadının yüzü

Peki bu Güzel Avratotu da kim yahu?
Oldum olası ayakta bira içiyor
Galiba yine yüz kişi ütülemiş kayıkta kızcağızı
Biliyorsun işte bira içerken vergi vermek gücüme gidiyor arkadaş
Hem ne demeye o Güllü Agop ukalâsı otobüs paramı çekecekmiş
Eve gitmek istemiyorum pazarlık ederiz hamamda yatarız
Ulan git şimdi milli gelirden söz açma bana defol bas git yıkıl

Mübeccel Mübeccel ben ben olayım da seni hiç anlamayayım ha
N’olur uzat bacaklarını Galata’dan denizlere uzat uzat da
Zırlamadan anlat on ikisi de deli olan kardeşlerini Mübeccel
Anlat kimlerin yüreğinde Kız Kulesi gibi grev çivileri var

Kimler boş sarnıçlara iğilmiş ha bağırır ha bağırır
Sen kahırlanma bana gözlerim Çin’de benim çiçek bahçelerine kaçmış
Benim hiç Çin’de bir ablam olmamış hiç çiçekçi dükkânım olmamış

Geceleri Galata’da gülerken bacaklarımız uzamış alıştık artık ölüme
Diyeceğim şu İvan Milinski: ölüm için ayırdık geceleri gülerken
Galata’da

Ece Ayhan



Saian mahlasıyla bilinen Güney Erkurt'un bu şiire duymuş olduğu sevgiyle yazdığı şarkının sözleri de linki de aşağıda iyi okumalar ve dinlemeler...

Saian - Mübeccel

Bana mübeccel anlattı, ben dinledim düşsel leşleri,
Anlattı ben de dinledim on ikisi de deli olan kardeşleri.
Şair şairken yazdı bu şiiri düzayak hânesinde,
Bir şiir gelişti ve gece o Ceneviz Kerhanesi'nde.
Galata Çin'de değil, şâirin içindekinin,
Çiçek pasajında çiçekçi dükkanı var Milinski'nin.
Bir şiir biliyorsun, ayakta bira içebilir,
Bir şiir nerden baksan şâirini seçebilir.
Üç Galata gecesi diyorum, gözleri âhu,
Milinski söylesene, peki bu güzel avrat otu da kim yahu?
Kayıkta kızcağızı boş bırakmamışlar bir an,
Bu kahır o çiçek bahçelerine yaraşmaz Ivan.
Şairin uzak ablasızlığı ve içinde denizin,
Bacakları mübeccelin ve gül lekeli bi' benizin.
Şair: " Zırlamadan anlat! " dedi. (anlat!)
Anlat kimlerin yüreğinde kız kulesi gibi grev çivileri var...
Geceleri Galata'da gülerken bacaklarımız uzamış.
Alıştık artık ölüme...
Diyeceğim şu Ivan Milinski;
Ölüm için ayırdık geceleri gülerken,
Galata'da...

Devamını Oku »

24 Nisan 2017 Pazartesi

Bugün Ne Yaptın?

Bugün ne yaptın?

Bir dükkana girip patlattım kasayı, o parayla içki içip sağa sola salça oldum. Güzel bir hatun görüp makas aldım, kısa bir etek giymişti, durur muyum sıkıştırıp (!) direnince bıçağı boğazına dayadım. Bağıracak oldu canını aldım, daha kolay (!) çok fenaydı. (!)

Neden yaptın? Suçlusun…

Suçlu değilim, kafamız güzeldi. O da kısa giymeseydi, o saatte orada işi ne yolluydu… (!!!)

Bugün ne yaptın?

Yaşlı bir bunak bankamatikten para çekiyordu zaten bir ayağı çukurda ne yapacak o kadar parayı. Bir gazla çekip aldım elinden parayı, o da direndi, yerlerde sürükledim. Gidip mahalleye torbacıya bütün hasılatı bayılıp (!) aldım. Bana kadarını ayırıp ufak çocuklara sattım. Bunlarda para bitmez, bunlar zengin çocuğu anası babası sahip çıksaydı. Hem ben yapmasam başkası satardı. Paramı alıp yoluma bakarım (!)

Suçlu değilim, şeytana uydum. İçiciyim satıcı değilim, satanlar ne yapsın ailesi sahip çıksaydı… (!!!)

Bugün ne yaptın?

Mülteci ordusu var fırsat bu fırsat şişme dandik bir bot buldum, tüm ceplerindeki paraları alıp, işe yaramayan can yelekleri verip, deniz ortasına attım. Bana ne ya, ölen ölsün, o kadar aptal (!) olmasaydılar. Çok iyi para var ya, akşam karıya (!) gidiyoruz. Eğlencenin dibine vuracağım…

Suçlu değilim. Ben onları uyardım (!) ama dinlemediler, akıl var mantık var o botla kim aşabilir o denizi, hem sahil güvenlik müsaade eder mi? Yardım etmeye çalıştım, insanlar hayallerine kavuşsun istedim… (!!!)

Bugün ne yaptın?

Bizim karı (!) boşanacağım dedi, çektim silahı vurdum. Namus meselesi… (!!!)

Suçlu değilim, namusumu temizledim… (!!!)

Bugün ne yaptın?

Bana başkan kaldıran insanlara ordumla savaş açtım. Ülke menfaati için koltuk sevdası (!) değil, ne yaptıysam halkım (!), vatanım (!), ülkem (!) için yaptım. Düzen böyle geldi, böyle gidecek ya onlar kaybedecek, ya da ülke elden gidecek (!)

Suçlu değilim, ülkemi, yönetim şeklini, kanunun gereğini yaptım. O sivil insanlar dedikleriniz ülkemizi bölmeye çalıştı. Başka ülkelere kaçanlar da savaş var diye kaçtı. Koltuk sevdası (!) değil bu, hiç kimse anlayamaz, yerimde olsaydınız aynısını yapardınız… (!!!)

Bugün ne yaptın?

Bizim durumumuz pek iyi değil. Köyde zengin bir ağa var, 13 yaşındaki kızımı onunla evlendirdim (!).

Suçlu değilim. Hayatını kurtardım (!), okuyup ne olacak (!), kız çocuğu okur muymuş hiç (!!!) zamanla o da onu sever geçinir giderler. Ne var yani adam 70 (!) yaşındaysa, ölmesi yakın (!) bütün mal, mülk ona kalır (!) ben sadece kızımı düşündüm (!!!)

Bugün ne yaptın?

Çocuğu olmayan zengin bir aileye çocuğumu sattım (!).

Suçlu değilim, bende üç çocuk vardı, bakamazdım (!), sevap (!) işledim onlarda çok mutlu oldukları için para verdi. (!!!)

Yorumsuz.... (!!!) 

Yazı "İmpala - Bugün Ne Yaptın?" isimli şarkıdan esinlenerek yazılmıştır. Şarkının sözleri açıklama kısmındadır. Şarkının ismine tıklayarak, şarkıyı dinleyebilirsiniz....

Devamını Oku »

4 Nisan 2017 Salı

Ölü Bir Çocuk Büyüttüm


Hüzün gölgesinde gözyaşlarını saklayan insanlar görüyorum. Hayallerini idam eden minik çocuklar buluyorum karanlık bir ara sokakta, lambalar kapanıyor yavaş yavaş, şehir derin bir uykuya dalıyor. Gökyüzünde yıldızların kahkahaları çınlatıyor kulakları, duyduklarını çeviremez hiçbir tercüman ve bu dünya denilen yerde en çok hırpalanan birey oluyor masum çocuklar...


Kan kırmızı bir Güneş batarken kızarıyor dağların yanakları, tepelerin arasından gözyaşları gibi sızıyor ışınları. Neden kızarır batarken Güneş, şehri karanlığa boğmaktan mı utanır?

Balonların renkleri gözlerin ışıltısına ayna tutmakta, parklarda sallanan çocukların çığlıkları doğaya yansıyan en güzel melodi oluyor. Bu çığlıkların arasında yere düşen gözyaşlarının sesini duyan kişi sayısı yok denecek kadar azdır. Annesini, babasını kaybeden minik bedenler buluyorum tabut önünde, mezar başlarında şimdi kim anlatabilir en renkli şekliyle çocuklara ölümü? Ölüm baştan sona simsiyah bir renk, hangi minik beden siyahla gülmeyi öğrenebilir...

Büyük insanlar görüyorum yaşam kavgasında yumruklarını sallayıp durmaktalar. Para, yeni dünya düzeninin odak noktası oldu. Çocukluğunu özleyen insanlar görüyorum park köşelerinde ellerinde birer sigara, bira (vs.)...

Bu karanlık bir yazı size açan çiçeklerden bahsedemem. Kelebeklerden, kuşlardan da bahsedemem çünkü bu yazıda çiçeklerin üzerine bastılar. Kelebeklerin de kuşların da kanatlarını kırdılar. En çok kendi halime yandık sigaramla ve eminim ki o küçük çocuk bu halimi görse yüzüme tükürürdü...

Hanginiz ölü bir çocuk büyüttünüz yüreğinizde,
Bu, acının en sert hali...

Tayfun Yavuz
Devamını Oku »

17 Mart 2017 Cuma

Minicik Bedenine Nasıl Sığdı O Yürek - 4 (Bebek)

Bebekliğinden vurmaya başladı dünya, kader seni feleğin çemberinden o zamanlarda geçirmeye başladı. Gözyaşların, çığırmaların sel olup akarken baban koridorda duvarları yumrukladı. Ne güçlü bebektin sen, öyle ki yedi koca adam seni zapt edemedi bir türlü, o zamanlardan belliydi dimdik duracağın, o zamandan belliydi güçlü olacağın…

Kaç ameliyat geçti o ufacık bedenin üstünden, kaç iğne saplandı vücuduna, söylesene güzel bebek kaç iğneyle delik deşik ettiler kafatasını damar ararken doktorlar, nasıl kan revan içinde kaldı o incecik saçların, nasıl çıldırdı baban seni o halde görünce…

Ah be güzel gözlü bebek, ah be güzel gülüşlü çocuk, kaç kez öldü diye koştular hastaneye? Kaç havale atlattı o ufacık bedenin, kaç kez ölü gibi kaldın annenin, babanın kucağında…

O ufacık bedenine nasıl sığdı o yürek?

Minicik kollarına iğneler saplandı, kablolar bağladılar vücuduna, kaç gün yattın hastanede? Doktorlar nasıl da vicdansız konuştular hakkında, nasıl da haince yorum yaptılar oysaki çok şükür yanıldılar. Çok şükür ki iyi doktorlar da çıktı karşına, korudular seni kötü doktorlardan öyle ki ne nazik davrandılar sana, ne de güzel üzerine titrediler…


Çok zor büyüdün be çocuk çok zor
Yüreğine değdi en büyük nazar
O yüzdendir ki en çok kalbin kırıldı
Bunca şeye ne güzel göğüs gerdin
Ne de güzel direndin be çocuk
Hangi akıl, hangi mantık alır ki,
Minicik bedenine nasıl sığdı o yürek?
Devamını Oku »

13 Mart 2017 Pazartesi

Elveda İzmir

Elveda İzmir,
İşte gidiyorum,
Seni terk ediyorum

Çocukluğumdan kaçıyorum
Senin bir suçun yok

Hiçbir şey almadan senden gidiyorum
Daha güneş doğmadan,
Kimseler uyanmadan
Elimde telefon ve kulaklığımda çalan şarkıyla

Hiç kimse anlamadı beni tıpkı senin gibi
Tıpkı üç yaşındaki bebek gibi anlamadılar
Sustuğumu bile fark etmedi hiç kimse
Gidiyorum işte sessiz ve sakince
Elveda güzel şehrim İzmir'im...

Gidiyorum artık duyuyor musun?
Aslında hiç fark etmiyorsun...

Desene İzmir,
Nereye gidiyorsun,
Gidecek bir yerin mi var sanki

Vursana bu gerçeği de yüzüme
En büyük acılarıma şahitsin
Belki değilsin benim kuruntum

Desene İzmir,
Sen bensiz yapamazsın diye,

Üç gün ayrı kalsan,
Burnunda tütüyor kokum
Desene sen değil miydin

*"Kaçıncı gidişim oldu
Hep sana dönüyorum" diyen...


* "Kaçıncı gidişim oldu hep sana dönüyorum" Ados - Numara 42 isimli parçadan alınmıştır...
Devamını Oku »

8 Mart 2017 Çarşamba

8 Mart Dünya Kadınlar Günü


Tüm çiçekleri toplayalım bahçelerden, kopartalım dallarından, gökyüzünü sökelim de yollarına serelim, bulutlardan yastık, çimlerden yatak, yıldızlardan tokalar yapalım. Her kadın anne adayıdır, her annenin ayaklarının altındadır cennet…

Aslında bakılırsa birçok kadının ayaklarının altındadır cennet, haklarını ödemeye hiç kimsenin gücü yetmez. Babalar bugün alınganlık yapmasın bugün kadınlar günü keşke her gün kadınlar günü olsaydı belki o zaman eli titrerdi insan kılığına girmiş cisimlerin elleri ve belki de vicdanları patlardı kulaklarının zarını…

Tüm annelerin ellerinden öpesim öyle ki tüm annelerden helallik alasım var. Bilhassa Şehit Annelerinin ayaklarına kapanasım gelir, öpesim ellerinden, silsem her birinin gözyaşlarını “Annem” diye seslenebilsem…

Keşke elimden gelse durdursam şu şiddeti, rencideyi, cinsel istismarı, cinayetleri…

Hayat arkadaşı, can yoldaşı ne güzel kavramlardır. Yoruldum kelimesi düşse de o narin dudaklarından yine de durmazlar. Bir çırpıda hazırdır yemek, ütülüdür, tertemiz ve mis kokuludur elbiselerin. Hastalandığında anne gibi bekler başında, seni iyi edene kadar bir an olsun ayrılmaz yanı başından. Dara düştüğünde haberinin olmadığı yastık altı paralarını çıkarır da tutuşturur eline, öyle fedakardır ki kadınlar kolundaki bileziğini, küpesini, kolyesini hatta yüzüğünü bile satman için avuç içlerine bırakır. Derdini bilir, sıkıntını üzüntünü, neyi sevdiğini neyi sevmediğini senden daha bilir…

Bunca fedakarlığın yanında istedikleri şeyler pek azdır. Öyle pahalı, uçuk, kaçık şeyler de beklemez sizlerden. Kadınları mutlu etmek ne kadar kolaysa, onları kırmakta ne yazık ki çok kolaydır. Siz ki kıran tarafta olmayın hatta kimse hiç kimseyi kıran tarafta olmasın. Dünya bu kadar kötüyken, acı, kan, gözyaşı herkese sıçramışken insanları mutlu etmekten çekinmeyin…

Kadınları mutlu etmek çok basittir. Mesela sevdiği bir şarkı da evin içinde onu dansa kaldırabilirsiniz, gözlerinin içine bakıp o çok zorlandığınız ancak söylemenin de duymanın da çok güzel olduğu cümleyi kurabilirsiniz “Seni Seviyorum.” Demode gibi gelse de birçok kadını bir adet kırmızı gül de mutlu eder. Bir sigara az için, bir bira az için ya da başka bir yerden kısıp buna çok cüzi bir miktar ayırıp alın efendim. Mesela isminin baş harflerinden akrostiş şiir yazın diyelim ki yazamadınız. İnternet'ten güzel sözler arayıp baş harflerine göre uyarlayın hatta bunun bir değişik şekli de kağıtlara en güzel cümleleri, sözleri yazıp ufak bir kutu içinde verin. Öyle süslemenize bile gerek yok bir fanus, bir kap içine de koyabilirsiniz. Onlar için önemli olan düşünmüş ve emek vermiş olmanızdır. Öyle çocuk ruhlu kadınlar vardır ki balon, kağıt helva, pamuk şeker ya da elma şekeri ile de mutlu oluyorlar. Hiçbir şey yapamıyorsanız el ele tutuşup alabildiğine parklarda, bahçelerde gezin. Kadınların birçoğu maddiyata önem vermez ancak mal canın yongasıdır bunu da unutmayın. Maddiyat kokan hediyeler konusuna hiç girmiyorum bunun için binlerce seçenek var. Finansal durumu iyi olanlar zaten bu konularda uçuk şeyler yapıyorlar. Bir tebessüm, bir seni seviyorum en büyük mutluluk efendim. Kimi kadınlar da kitapla mutlu olurlar, bir kitap alın mesela şiir kitabı alın elinize kalemi sevdiğiniz şeyleri daire içine alın, altını çizin bu bile yetecektir…



Tüm annelerin ellerinden, küçüklerimi gözlerinden , yaşıtlarımı da yanaklarından öperim dünya kadınlar gününüz kutlu olsun…

Yıllardır süre gelen kadın erkek muhabbetine hiç girmiyorum. Bunu artık kabul etmek lazım kadın bizlerden daha iyiler…

Kara bulutlar hiç dolaşmasın üzerinizde, kötü sözler işitmesin kulaklarınız, kötü olaylarla karşı karşıya kalmamanız dileğiyle…

Her şey gönlünüzce olsun…

Tüm iyi dilekleriniz, hayalleriniz gerçek olsun…

Dünya Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun…

Kadınlardan Erkeklere Mesaj Var!
Video Linki: "Kadınlardan Erkeklere Bir Mesaj Var!" - Onedio

Dipnot: Kadınlar Günü Nasıl Ortaya Çıkmıştır?

8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 120 kadın işçi can verdi.İşçilerin cenaze törenine 10.000'i aşkın kişi katıldı.

26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın "Internationaler Frauentag" (International Women's Day - Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oy birliğiyle kabul edildi.

İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı fakat her zaman ilkbaharda anılıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921'de Moskova'da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda (3. Enternasyonal Partiler Toplantısı) gerçekleşti. Adı da "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak belirlendi. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960'lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleşen çeşitli gösterilerde anılmaya başlanmasıyla Batı Bloku ülkelerinde daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılmasını kabul etti.

Bununla birlikte Birleşmiş Milletler'in resmi internet sayfasında, günün tarihine ilişkin bölümde kutlamanın New York'ta ölen kadın işçilerin anısına yapıldığı yazılmamıştır. Türkiye'de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlandı 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın, ve yığınsal olarak kutlandı, kapalı mekanlardan sokaklara taşındı.

"Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı" programından Türkiye'nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında "Türkiye 1975 Kadın Yılı" kongresi yapıldı. 12 Eylül Darbesi'nden sonra cunta yönetimi tarafından dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmasına izin verilmedi. 1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" kutlanmaya devam edilmektedir.



Devamını Oku »

4 Mart 2017 Cumartesi

Bir Güzel Kadın Jale Demirdöğen

Kitap okumanın zevkinden kendinizi mahrum bırakmayın. Bir kitap ki sizi gülümsetebilir, sevindirebilir bir kitap ki sizi öyle içten öyle samimi bir şekilde ağlatabilir. Bir kitap ki sizi bambaşka dünyalara götürebilir, sizi yeni insanlarla hatta öyle samimi, öyle içten, öyle güzel insanlarla tanıştırabilir. Her kitap yazan güzel insandır demiyorum efendim, her kitap güzeldir diye bir iddiam da yok ancak kitap okumanın heyecanı ve zevki bambaşka bu hazzı yaşamadan ölmeyin...

Jale abla ile Leyl: Aşkın Karanlık Yüzü kitabıyla tanıştım hatta asıl tanışmamıza vesile olan kitap "Mutsuz Çocukların tanrısı isimli kitabı olmuştu. İlk önce dediğim gibi Leyl Aşkın karanlık yüzü isimli kitabını almıştım, bir süre sonra da mutsuz çocukların tanrısı isimli kitabını aldım ancak ilk başta iki kitabın da Jale ablaya ait olduğunu fark etmemiştim. Bunun bir tesadüften daha fazlası olduğunu düşündüm ve dediğim gibi tesadüf değildi çünkü kitapta Tayfun isminde bir karakter vardı. Bunu fark ettiğimde çok ayrı bir heyecan ve haz duydum. Hatta kitabın sonuna not yazmıştım;


Tayfun burada da kaybetmişti,
Tıpkı okuyan gibi
Tıpkı başka bir Tayfun
Başka bir karakteri okuyan
Gerçek Tayfun gibi
Şimdi bir soru
Hangisi, hangisine benziyordu
Sahi ne önemi vardı ki
Tayfun'lar kaybederdi...

17.09.2015 02.46

Bu notu yazdığım an bunu Jale ablaya da göstermeliyim dedim kendi kendime ve ilk kitap fuarında aradım, taradım ve ona ulaştım. Elimdeki kitabın ilk basım olduğunu görünce ayrı bir keyifle kitabı imzaladı ancak imzadan önce en arkadaki yazıyı okuttum, bu ufak yazı onun da hoşuna gitmişti ve imzasını atarken bu yazıya atıfta bulunmuştu;

Sevgili Tayfun,
Belkide kaybetmez Tayfun'lar ve diğerleri de;
Aşkın katili değil de şairi olurlarsa;
Ne dersin?
Sevgilerle

Jale Demirdöğen

Fotoğraf isteğimi de geri çevirmedi ve beraber bir fotoğraf çekildik...


Bu pamuk yürekli, güzel insan öyle içten, öyle samimi kadındı ki kitap gibi dedikleri türde her sayfasında yeni bir dünya ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Bir süre sonra sosyal medyadan da takip etmeye başladım. Dedim ya her sayfada ayrı bir dünya diye işte tam karşılığı olarak sosyal medyadaki paylaşımları da ayrı bir güzel. Hele ki her akşam paylaşmış olduğu plakların tarifini yapamam ama siz de onu takip edip bu hazzı yaşayabilirsiniz...

Kendini yükseklerde gören birisi değil ancak biz okurlarının en azından benim gözümde yüksekten daha yüksek bir yerde çünkü böyle güzel insanların sayısı azaldı efendim. Güzel insanlara ve bu güzel insanların ortaya çıkarmış oldukları işleri takip etmeyi ihmal etmeyin bir zahmet...

Daha sonralarında bazı konularda yardımcı olmayı da ihmal etmedi. Önümüzdeki kitap fuarını iple çekiyorum, bu güzel kadın ile bir kare fotoğraf daha çekilmek ve birkaç cümle de olsa sohbet edebilmek için, inanın okuduğunuz kitaptan daha fazla yazarını seviyorsunuz. Bu kimilerine göre değişebilir, ne de olsa öznel bir cümle beni kanıksamayın efendim...

Çok az şey bilip çok şey bilmek gibi bir durum bu, yüreği ayrı güzel, kendisi ayrı, kalemi hele ki kitapları ve plakları ayrı güzel. Onun kadar iyi bir yazar olmak da hedeflerim arasında umarım bir gün o da benim kitaplarımı okuma fırsatı bulur, bunu tüm kalbimle diliyorum...

Siz siz olun kitapları İhmal etmeyin hele ki yazarlarını hiç ihmal etmeyin...

Bir Güzel Kadın Jale Demirdöğen
İyi ki varsın
Yüreğine sağlık
Öpüyorum kalem tutan ellerinden
Önünde saygıyla ve sevgiyle eğiliyorum
Ne yüreğin,
Ne de kalemin kırılmasın hiçbir zaman
Rabbim yar ve yardımcın olsun
Sevgiyle,
Saygıyla,
Ve edebiyatla kalın
Hoşça kalın...
Devamını Oku »

1 Mart 2017 Çarşamba

Bir Melek Uçtu Gitti Dünyadan (Ceylan Timuroğlu)


Geceyi kalbinden vurdular, yıldızlar utanmasaydı hepsi terk ederdi gökyüzünü, gücü yetse dolunayın kaçardı dünyanın yörüngesinden öyle puslu bir hava öyle kanlı bir geceye şahit oldu karanlık. Şehir suskunluğuna gömüldü, kırılası var tüm kaldırım taşlarının, bir silah sesi düştü bomba gibi gecenin kucağına, bir mermi delip geçti sanki karanlığı ve saplandı bir meleğe...

Güneş utandı doğarken, bulutlar kan kırmızı, yağmur yağacak olsaydı eğer kan kırmızı düşerdi her damla, gücü yetseydi Güneş'in ısıtmazdı bugün kimseyi, hiçbir gezegeni öyle ki yakardı elbet kendini bile...

Bir kurşun çıktı silahın namlusundan, bir kurşun ki öyle hain, öyle nefretle çıktı yoluna ve eminim ki gücü yetseydi eğer tetiğe basana dönüp saplanırdı...

Bir melek uçtu, gitti dünyadan o artık hak ettiği yerde cennete, öyle ki eminim melekler karşılamıştır, eminim ki cennetin en güzel mekanları onun olmuştur...

Bir meleği cennete gönderdi tek aşkım dediği abisi, bu acının tarifi yok...

Bitmedi, bitmeyecek gibi bu suç, bu vahşet, dur demeyecek gibi hiç kimse, hiç ölmeyecek gibi katlediyorlar insanları insan kılığına girmiş yaratıklar...

Mekanın cennet olsun... Ceylan Timuroğlu...
Bir melek uçtu,
Gitti dünyadan,
O artık hak ettiği yerde
Cennette...

Tayfun Yavuz
Devamını Oku »